19 Nisan 2015 Pazar

BU BLOG ARTIK ....

 Yazılarına bu adreste devam etmeyecek....
   Öyle mi yazayım , böyle mi anlatayım derken , yazıp yazıp silerken en sonunda bence konuya direk girmeliyim dedim ...
 
   Artık blogspotta yokum :( Bir sürü sorun çıkarması , fotoğrafların geç yüklenmesi , emalarda hep bir sorun çıkması gibi sıralayacağım bir çok nedenden ötürü artık blogspotta yazmamaya karar verdim .

  Ve bu karar ile birlikte çok daha sık yazmaya karar verdiğim yeni bir blogum var .

serrafun .....  Artık bu adresteyim , daha sık ve umarım daha keyifili ....

 Burada tanıdığım ,sevdiğim bütün arkadaşlarımı takip etmeye büyük bir keyifle devam edeceğim ....
 Ve bu adresteki bloguma napacağımı çok fazla düşündüm ...
  Kıyamadığım için olduğu gibi bu son yazı ile bırakacağım . Çok uzun bir zaman kapatmayı düşünmüyorum .

Hayır hayranlarımıda düşünmek zorundayım :)))
   Ahh neyse yine uzattım , yeni adresteyim işte . Öptüm . sevgiler .
Paylaş

11 Nisan 2015 Cumartesi

Teraryum



  Artık ev işi ruhuma nasıl işlediyse bir teraryum (Türkçe olarak doğru kullanımı 'teraryum' ) yaptım ve içine çamaşır asan kadın koydum . Hayır gerçekten hangi  ruh hali ile yaptım bilmiyorum .

   Sadece artık o çok sevdiğim fanusta balık bakmak istemiyordum. Çünkü balıklarımın  öldüklerini görmek beni fazlasıyla üzüyordu:(
   Ama balık fanusumu hep gözümün önünde istiyordum . İçine sürekli elime geçen farklı şeyleri doldurarak evin her bir köşesinde kullandım ama hiç birini kalıcı olarak sevemedim . Doldur boşalt olayından da  biraz sıkılınca aklıma teraryum yapmak geldi.
  Kesinlikle iyi fikirdi. Evinde başka çiçek yetişemeyen , biz garibanlar için teraryumlar süper buluş oldu bence. Hepimiz kaktüs ve sukkulent fanı olduk. Onları bir arada toplu görmek gayet iyi.


Malzemeler bir araya gelince son derece kolay ve zevkli bir iş kendin için bir kaktüs bahçesi hazırlamak.
 Bu malzemelere ek istediğiniz her hangi bir fanus gerekiyor. (kavanoz , saksı, eski bir fincan , tencere, her şey olabilir kaktüslerin evi )



 Ahhh en büyük ihtiyaç b..k kadar boyuna bakmadan senin yaptığın her şeyi yapabileceğini sanan minik bir yardımcı... O da varsa tamamdır malzeme listesi, yine de yazsam şöyle

   Aktif karbon (akvaryum balıkçılarından kolayca temin edebilirsiniz)
   Bir parça tül
   Torf
   Çakıl taşı
   Yosun (isteğe bağlı )
   Kaktüs ve sukkulentler
   Kaktüsleri dikmek için bahçe eldiveni 
   Süslemek isterseniz istediğiniz her hangi ıvır zıvırlar
  - 2 yaşlarında meraklı bir yardımcı ( olmasa da olabilir )


   Aktif karbonu mutlaka temin edin , çünkü teraryumu zararlı maddelerden koruma işlevi görecek , bu da kaktüslerin çok daha uzun süre canlı ve sağlıklı kalmasını sağlayacak. (akvaryumlar içinde de filtre temizleyicisi olarak kullanılıyor)

    Ben işe kullanacağım fanusu ve çakıl taşlarını iyice yıkayarak başladım . Yıkanan malzemelerim kuruyunca önce çakıl taşlarını en dibe koydum (çakıl taşları estetik bir görüntü oluştururken fazla suyun birikip bitkinin kökünü çürütmesini engelliyor.). yeterince koyduktan sonra çakıl taşlarının üzerine minik bir parça tül serdim (toprağın sulandığı zamanlarda dibe akmasını  engellemek için )



   Tülün üzerine aktif karbon serptim . Benim teraryum ağzı kapalı olmayacağı için çok bol dökmedim.
  Tülün üzerine de bol miktarda temiz torfumdan döktüm . Ve sonra işin en keyifli ve meşakkatli ( eldiveni olmayanlar için ) kısmı başlıyor.
  Seçtiğiniz kaktüs ve sukkulentleri dilediğiniz gibi yerleştirmeye başlıyorsunuz.




  Ben önce elimde ki bütün kaktüsleri bu sınırlı alana dikmeye çalıştım, ama sonra o kadar karıştı ki ortalık, sadeleştirdim.
   Kaktüsleri dikmek benim için çok zor oldu, çünkü; hem fanusumun ağzı çok dardı hemde çok zeki , çok üstün bir zekaya sahip olduğum için eldiven almayı unutmuştum . Ve yine sahip olduğum zeka pırıltıları bana 'yün eldiven kullan , o yün eldivenleri giy ve kullan ' diye baskı yapınca ... Ayyy zor çıkardım onlarca minnak dikeni....Ama sonuçta diktim kaktüsleri.


      Çamaşır astığı için ,üstelik etrafta evi ya da benzeri bişeyi olmadan olmadan taaaaa amazon ormanlarına çamaşır asmaya gittiği için son derece mutlu olan bu barbi bozması bebek genelde her oyuncakçıda olan kurtarıcı bir oyuncak . Kurtarıcı çünkü 5 ya da 6 tl gibi bir fiyatı vardı . Kriz anları için kurtarıcı , evet. Ama ben neden aldığımı hatırlamıyorum , Buse ise  bu konuya dahil olamayacak kadar ufak....


 Neden bilmiyorum ama çamaşır asmak dünyanın en keyifli işiymiş gibi bir hali var bu bebeğin ...
Eller havada bir şükretme halleri falan ....


   '
     

   İpte asılı elbiseleri ben kestim artık kumaşlardan . Mandallar kıyafetlerden büyük olsa da oldu gibi, sanki yani..


     Çamaşır astığı için bu kadar mutlu olmasına rağmen ayakta durayı bir türlü beceremeyince çareyi arkasından çöp şiş geçirmekte buldum . Yakından incelemediğin sürece fark edilmiyor ( ama gören herkes son derece yakına yaklaşıp 'eee bebeğin arkasında kürdan var 'dedi )
 Evet arkasında kürdan (değil o çöp şiş ayrıca ) var ama  çamaşır sepetide var , üstelik çamaşır dolu .






  
    Şimdi sürekli evin içinde gezintide , sabit bir yeri yok . Bıraktığımda nerede seversem orada kendisi.
Zaten muhtemelen yakın zamanda içinde ki objelerde değişikliğe giderim.  Çamaşır asan kadın yerine balık tutan bir çocuk çok daha ilham verici olabilir mesela ev içindeki karşılaşmalarımızda.



  Ve hazır gaza gelmişken elime geçirdiğim her şeye bir şeyler diktim , bir yerlere terrarium yaptım... Ve yaptıklarım yapacaklarımın .... Ayy neyse keyifli bir hafta sonu dilerim .....
Paylaş

31 Mart 2015 Salı

Dikiş Partisi

 

  Bir 'bahar masası ' hayal ediyordum . Ama bahar gelmekte inat ettiği için gelmeyen bahara gönderme yaparak bir 'dikiş' masası tasarladım .
 Dikiş masası ,çünkü konseptimiz 'dikiş partisi'ydi. Dikiş partisiydi , çünkü dikiş parti davetlileri ile  tanışma sebebimdi.
  Blogum  sayesinde tanıştığım 3 yetenekli insandı misafirim .
 Soğuk bir günde kalabalık bir cafede buluşmuştuk ilk defa . Hızla geçen zamanın farkına varmadan , ilk defa görüşüyoruz gibi değilde yıllardır bir aradaymışız gibi geçmişti o ilk 'blogger buluşmamız' .
 En yakın zamanda tekrarlıyoruz diye ayrıldık , bir araya gelmeden önce korkarak buluşmamıza rağmen .
   Ve o ilk buluşmadan sonra sık sık bir araya geldik. Her defasında daha samimi , daha sıcak , daha uzun sürdü 4 kişilik toplantılarımız.



    Ve biz her bir araya gelişimizden sonra ayrılırken ' Yine sadece muhabbetle geçti , bir sonra ki toplanmamızda bir şeyler yapalım 'diyerek ayrıldık .
  Mis gibi kekin yanında sıcacık çaya dalıp uzun muhabbetler yaparken , sürekli laf lafı açarken başta konuştuğumuz projeler kısıtlı zamanın ve dedikodunun tatlı çekiminin kurbanı olup yine ' bir sonraki buluşmaya ' erteleniyordu.
  

   Bu buluşma öyle olmamalıydı. Kızlara 'dikiş partisi'ne hazır mısınız dedim . Direk hobi odasındayız ona göre diye uyardım  ....
   Ve çok büyük bir keyifle 'dikiş partimiz'e hazırlandım .
Masaları minik hobi odamın ortasına almakla başladım . Hobi odamı yenilerken yaptığım kara tahta masası çay içilen masamız ; beyaz, aldığım ilk günden beri  her an ortadan kırılmasını beklediğim İkea masa ise dikiş masası oldu.
   Balık masasından esilenerek hepimizin isimlerini masaya yazdım ....





Bu kara tahta ve renkli tebeşirler ile oynamak o kadar keyifli ki . Bıkmadan onlarca masa hazırlayabilirim bu şekilde .


  Gelmek ve gelmemek arasında ikileme düşen bahara cesaret vermek için en sevdiğim bahar çiçekleriyle süsledim masamızı...



 Bahçemizdeki o güzel kayısı ağacından özür diliyorum , minik bir dalını kopardığım için.



  Bütün ayrıntılarda çiçek olsun istedim . Baharın renk renk çiçekler ile artık  gelmesini istediğim gibi ....




    Fotoğraf çekmeyi en sona bırakıp hazırlığın büyük kısmını sevgili mutfağımda geçirince hatta bunun bir sürelik kısmına kızları da dahil edince fotoğraflar çok eksik kaldı.Mesela sadece Gülçin ve ben varmış gibi ama Cansu ve Türkan'da vardı ...Gerçekten oradaydılar ve masada onlar için hazırlanmış yerler vardı. Derya Naz ve Buse için de yer vardı ...
 Masadaki 'Sevdalı Bulut' Türkan'ın moda ve resim sevdalısı güzel kızı içindi. Nazım Hikmet'in yazdığı ( benim için) en güzel çocuk kitaplarından biridir... ve kitap en güzel hediyedir...



   Dikiş için ayırdığım masada fotoğraflları ile aramızda yok mesela . Zaten eğer olsaydı kızları gerçekten açlıkla terbiye etmiş olacaktım...


  Elimde ki tek fotoğrafı dikiş bölümünün ......



  



  
   Sanırım bu defa hobi odasında olmamız işe yaradı .Tabaklar dolup dolup boşaldıktan sonra kumaşlar ile oyun başladı ....Ve aramızda bir elbise , bir bluz ile en karlı çıkan Cansu oldu ...




     Ve Gülçin'i momijiler ile yakından tanıştırdım , o da artık zehirlendi:)
Sadece kağıt ağırlığı olarak kullanacaktı , ama sonra ışığın en iyi olduğu yeri aramaya başladı , bu minnakları fotoğraflamak için :)


   Ve son olarak sizi seviyorum kızlar .  İyi ki blog yazıyoruz ve iyi ki yollarımız kesişmiş. Sizin için hazırlayacağım nice güzel masalar , birlikte içilecek çokça fincan çayımız olsun . Haa bir de dikilecek kumaşlarımız ....
Paylaş