4 Aralık 2016 Pazar
Şair Kısakulak
Çocuk kitapları okumayı sevdiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum . Mesela eğer çocuk kitaplarını okumayı sevmeseydim Şair Kısakulak ve Şirin ile hiç tanışamayacaktım . Belki Yıllar sonra Buse okuyacaktı , elinde bu kitapla eve gelecekti ve bir koltuğa gömülüp bu kitabı okuyacaktı ve okurken kıkır kıkır gülecekti . O zaman ilgimi biraz çekecekti , şöyle bir bakacaktım o kadar . Ama dediğim gibi ben şanslıyım ve Eva Furnari 'nin bu çok ama çok fazla sevimli kitabını o zamanların gelmesini beklemeden okudum .
on zamanlarda en keyif aldığım çocuk kitaplarından biri oldu Şair Kısakulak .
Şair Kısakulak son derece içine kapanık ve bir kulağı diğerinden biraz kısa olan , dış görünüşü diğer tavşanlara göre biraz farklı bir tavşan . Ve Hızlıkoşanlarköy'de yalnız yaşamakta . Ama bu yalnızlığını yazdığı şiirler ve hikayeler ile gideren ünlü bir şair ve yazar o . Yazdığı şiirlerden ve kitaplarından başka hiç arkadaşı yok . Çünkü Şair Kısakulak kimse ile konuşmayı sevmiyor . Iıım ve şairimiz biraz aksi ve fazlasıyla alıngan , eserlerinin eleştirilmesinden hiç hoşlanmıyor .
Yazının devamı için ; www.serrafun.com
Etiketler:
eva furnari
,
şair kısakulak
30 Mayıs 2016 Pazartesi
Marakeş
Fas ... Büyülü , masalsı , keşmekeş Fas ... Üniversiteden beri gitmeyi en çok hayal ettiğim ülkeler içinde ilk 3'teydi . Hayal ettiğim diyorum çünkü bir ülkeye gitmemiz için bunu Mehmet ile ortak istemem ve Buse için azda olsa uygun olması gerekiyordu . Ya da eniştemin 'Fas'a tur düzenledik , geliyor musunuz ? ' demesi.
Biz bu yıl nereye gideceğimize karar vermemişken eniştem bu konuda bize çok yardımcı oldu ve 'Fas'a gidiyoruz , sizde gelin' dedi .
Yazının devamı için ; http://www.serrafun.com/marakes/
14 Mayıs 2016 Cumartesi
ekşi maya
Ekşi mayaya ilk defa 2 yıl önce sevdalandım . İlk sevmeye başladığımda bu kadar vazgeçilmez bir aşk olduğunu bilmiyordum . Ama çok fena bağlıyormuş kendine .
İlk defa Bozcaada’ da çok meşhur olmuş bir ekmekten satın almak istediğimde başladı bu sevda .
Herkes ‘çılgınlar gibi’ bir ekmekten bahsediyordu. Sonradan gurme tarafım kendine engel olamadı ve ‘bende almalıyım’ moduna geçiş yaptı . Bu kadar anlatılan ne olabilir ki dedim . Pazarda köylü teyzelerin 5 liraya sattığı tekerlek kadar olan ekşi mayalı ekmekten ne farkı olabilir ki dedim . Ve hemen iletişime geçtim , bana tekrar mail atıp listeye adımı yazdırmam gerektiğini söylediler; ‘Ama önümüzde ki 1,5 ay tamamen dolu ‘ dediler ayrıca . Ben iyice meraklandım , hem 20 tl (en az ) hem 1,5 aylık bir sıra ! .
yazının devamı için ; http://www.serrafun.com/eksi-maya/#more-2243
Etiketler:
ekşi maya
5 Nisan 2016 Salı
bahçıvan Köstebek ve uçan karınca kıvırcık - ve teraryum
İtiraf edeyim bu kitabı ilk gördüğüm zaman kitabın bir çeviri olduğunu düşünmüştüm . Devamlı gittiğim kitapçıda acelem olduğu için ışık hızıyla kitaba göz gezdirip çok sevmiştim çizimleri . Konusuna , kahramanlarına ve yazarına bakmaya fırsatım olmamıştı . Ama çizimlere bayılmıştım . Koyu renklerin hakim olmasına rağmen kullanılan renk bütünlüğü bana çok sıcak gelmişti, eee birde teknik suluboya olunca kitap zihnimin bir köşesine yazıldı
Yazının devamı için ;
http://www.serrafun.com/bahcivan-kostebek-ve-ucan-karinca-kivircik-ve-teraryum/
4 Mart 2016 Cuma
Refika'dan hızlı tarifler
Eğer yemek kitaplarına özel bir tutkunuz yoksa ya da mutfak konusunda çok acemiyseniz ve elinizin altında bir yardımcı kitap olsun diye düşünmüyorsanız yemek kitabı konusu sizin için biraz 'anlamsız' olabilir . Ben yemek kitaplarına tutku ile bağlı olduğum için , kitabın sayfalarının kokusunu tariflerin pişerken evi dolduran kokusu kadar çok sevdiğim için her yemek kitabı benim için ayrı bir heyecan . Evet , artık hepimizin elinin altında internet var , istediğimiz tarife anında ulaşabiliyoruz , ama kitabın yerini hiç bir şey tutamaz . En azından benim için .
Yazının devamı için ; http://www.serrafun.com/refikadan-hizli-tarifler/
Etiketler:
refikadan hızlı tarifler
11 Şubat 2016 Perşembe
Sevgililer Günü hediyesi
Özel ve güzel günler için ne düşünüyorsunuz ? Ben nedense oldum olası sevmiyorum . Anneler günü , babalar günü bi derece ( ki onları da sevmem , başka çocukların canının acıttığı için ) ama sevgililer gününden hiiiç mi hiç haz etmem .
Zorlama , süprizmiş gibi yapılan yemekler , pastalar , şaraplar falanlar . 'Ayyy daha yeni hediye aldım dı , imdi gene ne bulup alıcam ' demeler . ' ayy şekerim çok güzel bir hediye buuuuu ama yaaa ' deyip yalandan gözü doldurmalar hemen akabinde arkadaşa , eşe dosta ' benim hanzo kalkmış bana mutfak robotu almış , sevgilisi mutfak sanki ' diye yakınmalar . Vitrinlerden taşan ayılar , ki o konuya hiç girmeyeyim .
Ne alsam mutlu etsem , parada kalmadı , maaş yatmadı , kart doldu derken ' ayyyhhh imdat ' diye bağırası geliyor insanın . Evet hediye kapitalist düzeninin bize .... diye başlayıp kimseyi yorma niyetinde değilim . Ama bana çok anlamsız geliyor o günü kalplere , çiçeklere , böceklere , hediyelere boğmak .
Çok şanslıyım ki Mehmet'te benim gibi düşünüyor . Şimdiye kadar bir birimize hiç sevgililer günü hediyesi almadık . Kutlamadık bile . Deliye her gün bayramsa bize de her gün sevgililer günü yanisi .
Yazının devam için ; http://www.serrafun.com/sevgililer-gunu-hediyesi/
7 Şubat 2016 Pazar
gece lambası
Kimden geldiğini bilmediğim bir gece lambası vardı evde . Bilmiyorum çünkü ilk evlendiğimiz yıl kayınvalideme biri 'gelinine hediye verirsin ' diye vermişti . Eve geldiği ilk günden beri bir dolabın içinde beklemedeydi . Tek olması , renginin evin atmosferine çok uyumlu olmaması nedeniyle dolabın karanlık köşesinde yalnız başına yıllarca bekledi .
Yazının devamı için ; http://www.serrafun.com/1290-2/
31 Ocak 2016 Pazar
Balık Suyu
Ege'de , 'boğaza sıfır bir şehirde' yaşıyorsan balığa ya tutku ile bağlısındır ya da tahammülün bile yoktur. İlk gruba dahil olanlardanız ailece.
Sık sık soframızda olur balık . Mahalle esnafından alırız en taze , en lezzetli balığımızı .( Çanakkale'de yaşayanlar bilir Uysallar balıkçılığı ) Severiz tüm mahalle esnafını sevdiğimiz gibi balıkçımızı da .Hatta ben başka bir balıkçıdan balık aldığım zaman daimi balıkçımıza ihanet eder gibi hissederim kendimi. Nihayetinde yılların balıkçısı, her nazımıza eyvallah diyor ; 'sen iste ben küçük hanım Buse için balığın ciğerini söker öyle temizlerim' :) diyor, 'kalamar mürekkebini istiyorum ' dediğimde özenle ayırıp saklıyor. Her gittiğimde mutlaka yeni bir balık veriyor bana ve o balığın pişirme ya da terbiyesi ile ilgili bana bir püf noktası söylüyor . Bide hemen her balık için aynı şeyi söylüyor ' bunun yanına bide şöyle bol yeşillikli bir salata , başka hiç bir şey istemez' ... Verdiği püf noktaları ile bir kitap yazarım , o derece yani.
Yazının devamı için ; http://www.serrafun.com/balik-suyu/
Etiketler:
balık çorbası
,
balık suyu
,
balık suyu nasıl hazırlanır
27 Ocak 2016 Çarşamba
kayıp köpek üzüm
Son zamanlarda ki en favori kitabımız , hatta tüm zamanlarda ki en favori kitabımız 'Kayıp Köpek Üzüm ' . Buse tarafından kaç defa okutulmak zorunda olduğumu hatırlamıyorum bile . Ama kitabı kapatıp tüm sayfaları eksiksiz ezbere okuyacak kıvama gelmişimdir.
Bu durumdan şikayetçi miyim ? Tabii ki hayır . Üzüm ve Batu'nun hikayesi o kadar sıcak , o kadar sevimli ki bıkmıyorsun . Buse'ye hak veriyorum yani fazlasıyla .
yazının devamı ; http://www.serrafun.com/kayip-kopek-uzum/
10 Aralık 2015 Perşembe
Bayan Peregrine 'in Tuhaf Çocukları
Uzun süredir bekleme listesindeydi Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları , popüler olmadan önce .Aylık kadın dergilerinden birinde tanıtımını görmüştüm .2013 yılıydı ( kitap ilk defa sayfa6 yayınevinden çıktı). kapak o kadar dikkat çekiciydi ki mutlaka okumalıyım demiştim .
Kitabın ürkütücü kapağına bakınca konusu için aklıma ilk gelenleri Zahide'cim o kadar güzel cümlelere dökmüş ki , okuduğumda ilk tepkim kahkaha atmak oldu ve bende öyle düşündüm dedim .Kesinlikle ilk anda düşündüğüm Zahide'nin bu cümleleriydi :) ; ''Bayan Peregrine bir katil,evde kalmış,pörsümüş bir manyak
Kedi yerine de oradan buradan topladığı tuhaf cüceleri var,artık menopoza girdiği için de cinayet işleyemiyor çünkü iltihaplı romatizması var o yüzden de çocukların tuhaf özelliklerini kullanıp öldürüyor insanları
bunu neden yaptığına dair hiçbir fikri yok tamamen zevkine
Kitabın kapağına,kapaktaki kız çocuğuna ve kitabın adına baktığım zaman kafamda oluşturduğum konu buydu.''
Oysa uzaktan yakından alakası yokmuş ; olay bambaşkaymış. Bütün mesele Jacop adında bir delikanlının dedesi Abraham'ın elindeki tuhaf fotoğraflardan yola çıkarak anlattığı fantastik ve -ona göre - gerçek dışı olan hikayeleriymiş. Jacop'un dedesini ona söylediği son sözlermiş meğer ;' kuşu bul' makmış ...
yazının devamı için
https://serrafun.wordpress.com/2015/12/10/bayan-peregrine-in-tuhaf-cocuklari/?preview_id=795&preview_nonce=483bad1ab1&preview=true
11 Kasım 2015 Çarşamba
öksürük şurubu
Çevremde herkes gümbür gümbür öksürüyor. .İlk çözümümüz hemen ilaç oluyor genellikle . Çocuklarınıza öksürük şurubu vermeyin diye haberler çıkıyor her gün , ama doktorların ilk yazdığı öksürük şurubu oluyor, ya da bir çok annenin elinin altında favori bir şurubu oluyor , tek bir ö-hööö 'de yardıma koşan . Ben kesinlikle karşı değilim , veren hiç bir anneye 'ayy neden veriyosun 'demem zaten beni hiç ilgilendirmez ama ben nedense ilaç kullanmaktan çok hoşlanmıyorum . Yani kendim içinde aynı şey geçerli , çocuğum içinde . Haa tabii ki mecbur kalıp kutu kutu ilacı eczaneden yüklenip eve getirip kullandığımızda oluyor ama ufak tefek öksürük , tıksırık için annemden öğrendiğim 'karaturp ev yapımı şurubunu 'kullanıyorum .
Semt pazarlarında bu mevsimde kolaylıkla bulabileceğiniz bir turp çeşidi 'kara turp' . Eğer miktar olarak biraz fazla aldıysam hemen toprağa gömüyorum . zaten 1 hafta sonra tekrar yeşillenmeye başlıyor ve kullanmak istediğim zaman taze taze kullanabiliyorum .
Kara turpu sebze fırçası ( ya da başka şekilde ) güzelce temizleyip yıkadıktan sonra kök ve kafasını kesiyorum . Daha sonra ;
yazının devamı için ; www.serrafun.com
6 Kasım 2015 Cuma
italyan gecesi
Günler günler önceydi. Bahçede ince bir triko ile durabileceğin sonbaharın ilk günleriydi. Biz 4 hanımefendi hiçte uzmanı olmadığımız İtalyan mutfağını denemeye karar vermiştik. Adamlar korkuyordu ,'bunlar bize ne yedirecek , Türk mutfağının , tarhana çorbasının suyumu çıkmıştı ki İtalyanın deniz mahsüllü risttosuna kalmıştık' bakışı ile etrafta dolaşıyorlardı. Remzi kendini sağlama almıştı , 'Lazanyasını' yapıp getirmişti. Ama Mehmet bir yazını harcayarak yaptığı fırının başında sıcak terler döküyordu, inat etmişti 'o fırın kolay yanmaz , hehehe' diyen herkese inat o fırını yakacaktı ve en azından ekşimayalı ekmeği pişirmeyi sağlayarak kendini güvenceye alacaktı, yavan mavan yerdi. En suskunu Bahadır'dı , belki en tedirgin olanı, kuru fasülye pilav olaydı, bu ne arkadaş yaa bakışı tüm gece gözlerinden gitmemişti ... Fırat her bişeye muhalefet olmak ile meşguldü, arada gelip 'acıktık , ölüyoruz ya ' diye tehditler savuruyordu.
Yazının devamı için _____ www.serrafun.com
27 Ekim 2015 Salı
Aşure
Çocukluğumda annem ve babam ile çıktığımız bir pazar çarşısı gezmesinde annem fasulye , nohut, buğday ve kayısıyı bir arada bolca alıyorsa beni inanılmaz bir heyecan sarıyordu. Çünkü bu her gün kapımızın çalınıp bir komşumuzun bize bir kase içinde çok lezzetli bir tatlı getirmesi ve kısa süre içinde aynı şeyi bizim yapmamız demekti.
Annemin yaptığı ‘Aşure’yi dağıtmak ayrı bir eğlenceydi benim için . Genellikle lojmanın bahçesinde en sevdiğim arkadaşım ile oyun oynuyor olurdum ve annem seslenirdi , bir tepsi içindeki kase kase aşureyi dağıtmam için . Yanımda mutlaka bir arkadaşımla kapı kapı dolaşıp komşularımıza aşure verirdik ve karşılığında gofret , çikolata , şeker ve anneme çok selam alıp dönerdik.
Tarif ve yazının devamı için ;
http://serrafun.com/2015/10/27/asure/
20 Ekim 2015 Salı
Grey'in ısırgan otu çorbası
Genç , yakışıklı , ultra zengin ve fazlasıyla sapık olan Bay Grey...
'Grinin elli tonu ' serisini bir gün oturup iştahla okuyacağımı sanmıyordum , nedense sosyal medyada fazla göze sokulan şeyler ( özellikle kitaplar ) bende geri tepki yapıyor ve itici gelmeye başlıyor. Bu seride öyleydi, zaten kitaplığımda okunmayı bekleyen onlarca kitap , alınacaklar listesinde yüzlerce kitap olunca bu seriye zaman ayırmayı hiç düşünmedim.
2 kitapta ve filmde Cuisine Sauvage'nin ısırgan otu çorbası geçince çok merak ettim. ' Grey ' kitabı tam ısırganın en taze, en lezzetli olduğu sonbahar yağmurlarında bitince çorbayı denemek kaçınılmaz oldu. Elimde her hangi bir tarif yoktu, nasıl yapsam diye düşündüğüm günlerde Refika Birgül'ün Refika'nın Mutfağı kitabını karıştırıyordum .Kitaptaki 'Herşeyden çorba yapmak ' yazısını okuyup sonra 'ıspanak çorbası ' tarifini Isırgana uyarladım. (Refika'nın Mutfağı - 'katman katman ıspanak çorbası' / sayfa150)
Merak edenler için 'Isıgan Otu Çorbası' tarifi ;
Devamı ------ http://serrafun.com/2015/10/20/greyin-isirgan-corbasi/
Paylaş
'Grinin elli tonu ' serisini bir gün oturup iştahla okuyacağımı sanmıyordum , nedense sosyal medyada fazla göze sokulan şeyler ( özellikle kitaplar ) bende geri tepki yapıyor ve itici gelmeye başlıyor. Bu seride öyleydi, zaten kitaplığımda okunmayı bekleyen onlarca kitap , alınacaklar listesinde yüzlerce kitap olunca bu seriye zaman ayırmayı hiç düşünmedim.
2 kitapta ve filmde Cuisine Sauvage'nin ısırgan otu çorbası geçince çok merak ettim. ' Grey ' kitabı tam ısırganın en taze, en lezzetli olduğu sonbahar yağmurlarında bitince çorbayı denemek kaçınılmaz oldu. Elimde her hangi bir tarif yoktu, nasıl yapsam diye düşündüğüm günlerde Refika Birgül'ün Refika'nın Mutfağı kitabını karıştırıyordum .Kitaptaki 'Herşeyden çorba yapmak ' yazısını okuyup sonra 'ıspanak çorbası ' tarifini Isırgana uyarladım. (Refika'nın Mutfağı - 'katman katman ıspanak çorbası' / sayfa150)
Merak edenler için 'Isıgan Otu Çorbası' tarifi ;
Devamı ------ http://serrafun.com/2015/10/20/greyin-isirgan-corbasi/
Etiketler:
grey
,
ısırgan otu
,
ısırgan otu çorbası
2 Ekim 2015 Cuma
Bebek battaniyesi
Biz yünle haşır neşir olmayı severler şöyle hafif bir hava soğumasında, iki damla cama çarpan yağmur damlasında hemen yünlerimizi kucağımıza alıyoruz.
Ben mesela ; eylül ayının sonuna geldik mi soluğu yün satan dükkanlarda alırım. Örneklere bakarım , dergi kitap edinirim , her örülen şeye şişinirim ve sonuçta sadece atkı örerim . Çünkü elime aldığım yünler ile örmeyi becerebildiğim tek şey atkıydı .
yazının devamı için ---------- www.serrafun.com
Etiketler:
bebek battaniyesi
19 Nisan 2015 Pazar
BU BLOG ARTIK ....
Yazılarına bu adreste devam etmeyecek....
Öyle mi yazayım , böyle mi anlatayım derken , yazıp yazıp silerken en sonunda bence konuya direk girmeliyim dedim ...
Artık blogspotta yokum :( Bir sürü sorun çıkarması , fotoğrafların geç yüklenmesi , emalarda hep bir sorun çıkması gibi sıralayacağım bir çok nedenden ötürü artık blogspotta yazmamaya karar verdim .
Ve bu karar ile birlikte çok daha sık yazmaya karar verdiğim yeni bir blogum var .
serrafun ..... Artık bu adresteyim , daha sık ve umarım daha keyifili ....
Burada tanıdığım ,sevdiğim bütün arkadaşlarımı takip etmeye büyük bir keyifle devam edeceğim ....
Ve bu adresteki bloguma napacağımı çok fazla düşündüm ...
Kıyamadığım için olduğu gibi bu son yazı ile bırakacağım . Çok uzun bir zaman kapatmayı düşünmüyorum .
Hayır hayranlarımıda düşünmek zorundayım :)))
Ahh neyse yine uzattım , yeni adresteyim işte . Öptüm . sevgiler .
Paylaş
Öyle mi yazayım , böyle mi anlatayım derken , yazıp yazıp silerken en sonunda bence konuya direk girmeliyim dedim ...
Artık blogspotta yokum :( Bir sürü sorun çıkarması , fotoğrafların geç yüklenmesi , emalarda hep bir sorun çıkması gibi sıralayacağım bir çok nedenden ötürü artık blogspotta yazmamaya karar verdim .
Ve bu karar ile birlikte çok daha sık yazmaya karar verdiğim yeni bir blogum var .
serrafun ..... Artık bu adresteyim , daha sık ve umarım daha keyifili ....
Burada tanıdığım ,sevdiğim bütün arkadaşlarımı takip etmeye büyük bir keyifle devam edeceğim ....
Ve bu adresteki bloguma napacağımı çok fazla düşündüm ...
Kıyamadığım için olduğu gibi bu son yazı ile bırakacağım . Çok uzun bir zaman kapatmayı düşünmüyorum .
Hayır hayranlarımıda düşünmek zorundayım :)))
Ahh neyse yine uzattım , yeni adresteyim işte . Öptüm . sevgiler .
11 Nisan 2015 Cumartesi
Teraryum
Artık ev işi ruhuma nasıl işlediyse bir teraryum (Türkçe olarak doğru kullanımı 'teraryum' ) yaptım ve içine çamaşır asan kadın koydum . Hayır gerçekten hangi ruh hali ile yaptım bilmiyorum .
Sadece artık o çok sevdiğim fanusta balık bakmak istemiyordum. Çünkü balıklarımın öldüklerini görmek beni fazlasıyla üzüyordu:(
Ama balık fanusumu hep gözümün önünde istiyordum . İçine sürekli elime geçen farklı şeyleri doldurarak evin her bir köşesinde kullandım ama hiç birini kalıcı olarak sevemedim . Doldur boşalt olayından da biraz sıkılınca aklıma teraryum yapmak geldi.
Kesinlikle iyi fikirdi. Evinde başka çiçek yetişemeyen , biz garibanlar için teraryumlar süper buluş oldu bence. Hepimiz kaktüs ve sukkulent fanı olduk. Onları bir arada toplu görmek gayet iyi.
Bu malzemelere ek istediğiniz her hangi bir fanus gerekiyor. (kavanoz , saksı, eski bir fincan , tencere, her şey olabilir kaktüslerin evi )
Ahhh en büyük ihtiyaç b..k kadar boyuna bakmadan senin yaptığın her şeyi yapabileceğini sanan minik bir yardımcı... O da varsa tamamdır malzeme listesi, yine de yazsam şöyle
Aktif karbon (akvaryum balıkçılarından kolayca temin edebilirsiniz)
Bir parça tül
Torf
Çakıl taşı
Yosun (isteğe bağlı )
Kaktüs ve sukkulentler
Kaktüsleri dikmek için bahçe eldiveni
Süslemek isterseniz istediğiniz her hangi ıvır zıvırlar
- 2 yaşlarında meraklı bir yardımcı ( olmasa da olabilir )
Aktif karbonu mutlaka temin edin , çünkü teraryumu zararlı maddelerden koruma işlevi görecek , bu da kaktüslerin çok daha uzun süre canlı ve sağlıklı kalmasını sağlayacak. (akvaryumlar içinde de filtre temizleyicisi olarak kullanılıyor)
Ben işe kullanacağım fanusu ve çakıl taşlarını iyice yıkayarak başladım . Yıkanan malzemelerim kuruyunca önce çakıl taşlarını en dibe koydum (çakıl taşları estetik bir görüntü oluştururken fazla suyun birikip bitkinin kökünü çürütmesini engelliyor.). yeterince koyduktan sonra çakıl taşlarının üzerine minik bir parça tül serdim (toprağın sulandığı zamanlarda dibe akmasını engellemek için )
Tülün üzerine aktif karbon serptim . Benim teraryum ağzı kapalı olmayacağı için çok bol dökmedim.
Tülün üzerine de bol miktarda temiz torfumdan döktüm . Ve sonra işin en keyifli ve meşakkatli ( eldiveni olmayanlar için ) kısmı başlıyor.
Seçtiğiniz kaktüs ve sukkulentleri dilediğiniz gibi yerleştirmeye başlıyorsunuz.
Ben önce elimde ki bütün kaktüsleri bu sınırlı alana dikmeye çalıştım, ama sonra o kadar karıştı ki ortalık, sadeleştirdim.
Kaktüsleri dikmek benim için çok zor oldu, çünkü; hem fanusumun ağzı çok dardı hemde çok zeki , çok üstün bir zekaya sahip olduğum için eldiven almayı unutmuştum . Ve yine sahip olduğum zeka pırıltıları bana 'yün eldiven kullan , o yün eldivenleri giy ve kullan ' diye baskı yapınca ... Ayyy zor çıkardım onlarca minnak dikeni....Ama sonuçta diktim kaktüsleri.
Çamaşır astığı için ,üstelik etrafta evi ya da benzeri bişeyi olmadan olmadan taaaaa amazon ormanlarına çamaşır asmaya gittiği için son derece mutlu olan bu barbi bozması bebek genelde her oyuncakçıda olan kurtarıcı bir oyuncak . Kurtarıcı çünkü 5 ya da 6 tl gibi bir fiyatı vardı . Kriz anları için kurtarıcı , evet. Ama ben neden aldığımı hatırlamıyorum , Buse ise bu konuya dahil olamayacak kadar ufak....
Neden bilmiyorum ama çamaşır asmak dünyanın en keyifli işiymiş gibi bir hali var bu bebeğin ...
Eller havada bir şükretme halleri falan ....
'
İpte asılı elbiseleri ben kestim artık kumaşlardan . Mandallar kıyafetlerden büyük olsa da oldu gibi, sanki yani..
Çamaşır astığı için bu kadar mutlu olmasına rağmen ayakta durayı bir türlü beceremeyince çareyi arkasından çöp şiş geçirmekte buldum . Yakından incelemediğin sürece fark edilmiyor ( ama gören herkes son derece yakına yaklaşıp 'eee bebeğin arkasında kürdan var 'dedi )
Evet arkasında kürdan (değil o çöp şiş ayrıca ) var ama çamaşır sepetide var , üstelik çamaşır dolu .
Şimdi sürekli evin içinde gezintide , sabit bir yeri yok . Bıraktığımda nerede seversem orada kendisi.
Zaten muhtemelen yakın zamanda içinde ki objelerde değişikliğe giderim. Çamaşır asan kadın yerine balık tutan bir çocuk çok daha ilham verici olabilir mesela ev içindeki karşılaşmalarımızda.
Ve hazır gaza gelmişken elime geçirdiğim her şeye bir şeyler diktim , bir yerlere terrarium yaptım... Ve yaptıklarım yapacaklarımın .... Ayy neyse keyifli bir hafta sonu dilerim .....
31 Mart 2015 Salı
Dikiş Partisi
Bir 'bahar masası ' hayal ediyordum . Ama bahar gelmekte inat ettiği için gelmeyen bahara gönderme yaparak bir 'dikiş' masası tasarladım .
Dikiş masası ,çünkü konseptimiz 'dikiş partisi'ydi. Dikiş partisiydi , çünkü dikiş parti davetlileri ile tanışma sebebimdi.
Blogum sayesinde tanıştığım 3 yetenekli insandı misafirim .
Soğuk bir günde kalabalık bir cafede buluşmuştuk ilk defa . Hızla geçen zamanın farkına varmadan , ilk defa görüşüyoruz gibi değilde yıllardır bir aradaymışız gibi geçmişti o ilk 'blogger buluşmamız' .
En yakın zamanda tekrarlıyoruz diye ayrıldık , bir araya gelmeden önce korkarak buluşmamıza rağmen .
Ve o ilk buluşmadan sonra sık sık bir araya geldik. Her defasında daha samimi , daha sıcak , daha uzun sürdü 4 kişilik toplantılarımız.
Ve biz her bir araya gelişimizden sonra ayrılırken ' Yine sadece muhabbetle geçti , bir sonra ki toplanmamızda bir şeyler yapalım 'diyerek ayrıldık .
Mis gibi kekin yanında sıcacık çaya dalıp uzun muhabbetler yaparken , sürekli laf lafı açarken başta konuştuğumuz projeler kısıtlı zamanın ve dedikodunun tatlı çekiminin kurbanı olup yine ' bir sonraki buluşmaya ' erteleniyordu.
Bu buluşma öyle olmamalıydı. Kızlara 'dikiş partisi'ne hazır mısınız dedim . Direk hobi odasındayız ona göre diye uyardım ....
Ve çok büyük bir keyifle 'dikiş partimiz'e hazırlandım .
Masaları minik hobi odamın ortasına almakla başladım . Hobi odamı yenilerken yaptığım kara tahta masası çay içilen masamız ; beyaz, aldığım ilk günden beri her an ortadan kırılmasını beklediğim İkea masa ise dikiş masası oldu.
Balık masasından esilenerek hepimizin isimlerini masaya yazdım ....
Gelmek ve gelmemek arasında ikileme düşen bahara cesaret vermek için en sevdiğim bahar çiçekleriyle süsledim masamızı...
Bahçemizdeki o güzel kayısı ağacından özür diliyorum , minik bir dalını kopardığım için.
Bütün ayrıntılarda çiçek olsun istedim . Baharın renk renk çiçekler ile artık gelmesini istediğim gibi ....
Fotoğraf çekmeyi en sona bırakıp hazırlığın büyük kısmını sevgili mutfağımda geçirince hatta bunun bir sürelik kısmına kızları da dahil edince fotoğraflar çok eksik kaldı.Mesela sadece Gülçin ve ben varmış gibi ama Cansu ve Türkan'da vardı ...Gerçekten oradaydılar ve masada onlar için hazırlanmış yerler vardı. Derya Naz ve Buse için de yer vardı ...
Masadaki 'Sevdalı Bulut' Türkan'ın moda ve resim sevdalısı güzel kızı içindi. Nazım Hikmet'in yazdığı ( benim için) en güzel çocuk kitaplarından biridir... ve kitap en güzel hediyedir...
Dikiş için ayırdığım masada fotoğraflları ile aramızda yok mesela . Zaten eğer olsaydı kızları gerçekten açlıkla terbiye etmiş olacaktım...
Elimde ki tek fotoğrafı dikiş bölümünün ......
Sanırım bu defa hobi odasında olmamız işe yaradı .Tabaklar dolup dolup boşaldıktan sonra kumaşlar ile oyun başladı ....Ve aramızda bir elbise , bir bluz ile en karlı çıkan Cansu oldu ...
Ve Gülçin'i momijiler ile yakından tanıştırdım , o da artık zehirlendi:)
Sadece kağıt ağırlığı olarak kullanacaktı , ama sonra ışığın en iyi olduğu yeri aramaya başladı , bu minnakları fotoğraflamak için :)
Ve son olarak sizi seviyorum kızlar . İyi ki blog yazıyoruz ve iyi ki yollarımız kesişmiş. Sizin için hazırlayacağım nice güzel masalar , birlikte içilecek çokça fincan çayımız olsun . Haa bir de dikilecek kumaşlarımız ....
Etiketler:
çanakkale blogger buluşması
,
dikiş
,
dikiş partisi
,
hobi odası
,
kara tahta masa
,
sunum fikri
,
sunum önemlidir
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)









