9 Ekim 2014 Perşembe

Lavanta Banyosu
















Nasıl seviyorum lavantayı , kokusunu, tadını, aromasını, rengini....
Doğanın en güzel hediyelerinden biri benim için lavanta ... 
Mevsimi gelip her yeri sardığında lavantalar kucak kucak toplayıp eve getiriyorum. Kekinden limonatasına kadar her şeyini yapıyorum, baharat olarak kullanıp et yemeklerine harika bir aroma veriyorum.
 Ama şimdiye kadar lavanta ile yaptığım en güzel şey oldu Buse'nin bebe yağı. Buse için kullandığım tek ve en favori ürünümüz Baby Bee'nin pabucunu bile dama attı.
Günde on kere yıkasam 'yeter' demeyecek bir canlı ile aynı evde yaşayınca , özellikle kışın banyo sonrası masaj kaçınılmaz oluyor. 
Buse ilk doğduğu günden beri bildiği tek kimyasal sanırım Burt's Bee 'nin Baby Bee 'sidir. Islak mendil bile kullanmadım 14 aydır. sadece 2 defa mecburiyetten kullandık. İlk doğduğu gün dahil. Gerek görmedim hiç zaten. Su en güzel temizleyici .
(Evde hemen lavabonun altına , dışarıda olduğumuz zamanlarda da bir kaç damla su ile kocaman ve kimyasal içermeyen bir mendil olan clienmile kullanıyoruz.)
Bu yüzden belki de hiç pişik sorunu yaşamadık ama en ufak bir kızarıklıkta bile hemen hakiki zeytinyağı kullandık. Doğum olduğu zaman bize hastaneden verdikleri reçeteler ile  aldırdıkları pişik kremi olduğu gibi duruyor.
  Hele şimdi lavantalı zeytinyağımız var , başka hiç bir şey kullanamıyoruz. Bir litreden fazla olmasına rağmen bitecek , seneye yeni lavantalar bize merhaba diyene kadar lavantalı bebe yağımız kalmayacak diye çok ama çok korkuyoruz.

 Lavantalı bebe yağı 
- Dilediğiniz kadar hakiki zeytinyağı
 -15, 20 dal taze lavanta dalı               
-Temiz bir kavanoz                          
-Temiz bir sprey kutusu                   

Zeytinyağını temiz bir kavanoza aldıktan sonra benmari usulü biraz kaynatıyoruz. ( su dolu bir tencerenin içine zeytinyağını koyduğumuz kavanozu ağzı açık bir şekilde oturtuyoruz.) Bu işlem zeytinyağının asit oranını düşürecek ve ciltte rahatça kullanımını sağlayacak. 
Soğuyan zeytinyağına lavantaları doldurup kavanozun  kapağını sıkıca kapatıp ters çevirerek güneş almayan bir köşede bekletiyoruz. 25 günün sonunda doğal , mis gibi bebek yağı hazır. 
Piyasada ki hiç bir yağ bu yağ kadar yararlı ve doğal olamaz bence. 

Ben Buse doğmadan önce yeni doğan bebeklerin ayak tabanlarına zeytinyağı ile masaj yapılmasının bebeğin gelişimini olumlu yönde etkilediğini okumuştum. Hala en sevdiğimiz şey sanırım ayak tabanımıza masaj.
 Bütün annelere tavsiye ediyorum. Buse'de bütün bebeklere....

 


Paylaş

6 Ekim 2014 Pazartesi

Eylülde Bozcaada




























































    Eylülde göreceksin canıım Bozcaada'yı birde... Ona en  çok yakışan ayda. Kalabalık çekilmişken, Çınaraltı sonbahar yaprakları ile dolmuşken, denizi en sakin en sıcak günlerini yaşarken... Kalabalıktan bunalmış,yorulmuş halkı dinlenmişken ve yine içten gülümserken....
    Eğer bir kerede eylülde gittiysen Bozcaada'ya  dar sokaklarında yürüyeceksin. Rum mahallesinden girip Türk mahallesinden çıkacaksın ve evlere bakarken   kim bilir kimler  doğup büyüdü ,kim bilir kimler yaşadı bu evlerde diyeceksin.
 Görebileceğin en suratsız kitapçının raflarını karıştıracaksın. O galetesini kıtır kıtır yerken ve sana son derece gıcık olmuş şekilde bakarken sen çocukluğunda okuduğun kitapları görünce gülümseyeceksin.
  Her evin daha kapısından belli olan kişiliğini göreceksin, etrafta ki seni şaşırtan minik güzelliklere gülümseyeceksin.
 Başını yastığa koymak için pahalı otelleri değil arka bahçesinde sakız gibi çarşafların asılı olduğu tertemiz minik aile pansiyonlarını seçeceksin. Onları seçeceksin ki seni mutlu etmek için etrafında dört dönen içten gülen insanları göreceksin , sana müşteri gibi değil konuğu , misafiri gibi davranan insanları...
Adanın kedilerinin başını okşayacaksın. Nasıl miskin olduklarına güleceksin...
  Dar sokaklarında ki iç içe meyhanelerin meze kokusunu içine çekeceksin sonra kendine bir masa seçeceksin. Dip dibe masalardan hiç tanımadığın insanlara gülümseyecek , selam vereceksin... Belki daha ileri gidip muhabbet edeceksin, kadehini 'afiyet olsun ' diye kaldırırken 'Bizim masaya buyrun ' diyeceksin... Hiç bir yerde bulamayacağın lezzette mezeler yiyeceksin koyu bir muhabbete dalarken.
  Her sokakta, her köşe başında bir sanatçı göreceksin.....
Çiçek pastanesinde oturup profiterol yiyeceksin. Evine tadı damağında kalarak dönmeyesin diye heyecanla bir tabak daha isteyeceksin...
 Ada cafenin kırmızı masalarında oturup başka hiç bir yerde içemeyeceğin gelincik şerbetini yudumlayacaksın....
 Adayı baştan başa turlayacaksın . Her köşesinde 'evet bir gün emekli olursam burada yaşayacağım 'diyeceksin .( Ama üzgünüm , arabalı vapurun kalkmadığı , deli poyrazın estiği günün ertesinde kaçıp alıştığın kozmopolit şehre döneceksin...)
Eylülde gideceksin Bozcaada'ya bir kez de , daha fazla aşık olmak için ...
Paylaş

1 Ekim 2014 Çarşamba

Güle güle Eylül


 Bir eylül ayının sonuna gelmiş bulunurken bu ayki en iyi keşfimi takdim etmek istiyorum ...


    GAYE SU AKYOL ..... Hakkında uzun uzun yazılmalı. Bir şişe rakı alıp yanına su bile almadan dinlenmeli.  Bütün bir eylül ayımı onunla geçirdim. Ve bu sesi duymuş olmak için bu  kadar geç kaldığım için kendime kızarak.






 Gaye'yi dinlerken yeni ayın en güzel tarafı olan dergileri baştan baştan karıştırdım. Allahım lütfen dergi çıkartanlara zeval verme. Dergileri sadece tabletten okuyacağımız günler gösterme bize.

 

  
     Taschen kitaplarımı daha rahat okuyabilmek için bu ay kelime daracığımı genişlettim....


      Aralarında bazı çılgın yazarların çılgın kitaplarının olduğu bir takım kitaplar ile tanıştım...



   Kısacık bir Bozcada tatili bile sokuşturduk araya. Neden olsa Bozcaada'ya en çok yakışan aysın sen.




 
Eylülde birde şu dalından taze ceviz mevzu var... Daha lezzetli olduğu bir zamanı yok. Eminim .






 Gamze Bursa'nın yeni kitabının hayatımıza girmesiyle yeme alışkanlıklarımız tamamen değişti. 

Şaka, şaka tabiki de kitaba defalarca bakıp kalkıp kuru fasulye pilav yaptım. Ekim ayına artık daha ümitliyim.



Ekim ayı için ümitli olduğum bir diğer hususta ekşi mayayı tutturabilmem. Cafe Fernando' nun tarifiyle uğraş uğraş olmadı.3. kez öldürdüm mayayı. Uzun süre depresif gezdim bu yüzden ama sonra tek suçlunun eylülde ansızın bastıran soğuklar olduğuna karar verdim. Bu maya camiası soğuktan haz etmiyormuş...,





Ekimde başaracağım . Huzurlarınıza ekşi mayalı ekmek ile geleceğim ....

Paylaş