Tilda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tilda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Haziran 2014 Pazar

Bebek Odası


   Geçen yıl tamda bu zamanlarda bebek odası hazırlığının tam zirvesindeydik. Zaman çok az kalmıştı (sanki) ve biz hala karı koca Derya Baykalcılık oynamaktaydık. Doğuma 4 haftadan az varken hala ikimizde yapılacaklar listesi yapmaktaydık. Ama hayatımın en keyifli hazırlıklarıydı.
  Tam 40 hafta boyunca cinsiyet öğrenmediğimiz için 40 hafta boyunca herkesin ilk sorduğu (meraktan çatladığı) soru 'Odasını nasıl hazırlıycaksınız ki ?' ydi...
   Kapitalist düzenin bize dayattığı diye başlarmışım , yok yok hiç girmiycem o kısıma ama ben sanırım en iyi örneklerden biriyim CİNSİYET ÖĞRENMEDENDE oda hazırlanabiliyor. Yada ultra pahalı , bebeğin uzun süre haberi bile olmayacağı olduğunda da iki günde ağzını burnunu yamultacağı şeylere dünya paralar dökmeden çok güzel odalar hazırlanabiliyor...
   İşte bu yazıyı bebek odası hazırlığında olanlara ilham kaynağı ve yardımcı olabilmek için yazıyorum.


Ahhh bu tavan , valla çocuğu erken doğurtturacaktı bana  'sen çekil ben yapıcam' 'naptın , bo..m gibi oldu çekil şurdan 'diye diye birbirimize tamamladık. Burada B..ku cümle içinde kullanan Mehmet'tir ayrıca. 
Ben tesadüf eseri keşfettiğim on to baby 'deki bebek odalarının çok büyük çoğunluğunda duvarda çiçekler böcekler görünce taktım kafaya illa resim çizicem duvara diye. Uzun bir süre ne yapsak polemiği sürdü. Kimse kimsenin fikrini beğenmedi. (Ben hala Küçük Prens fikrimin en iyisi olduğunu düşünüyorum ama kısmet işte). Omu bumu derken uzlaşmacı sevgilim çözüm getirdi. Bence tavana bulut yapalım duvarı bebeğimiz büyüdüğünde onun sevdiği şeye boyarız dedi .(Belki bebeğimiz benim gibi Küçük Prens değilde Pepee sevecek(miş).).
Kararı verdikten sonra soluğu nalburda aldık.Bulut mavi küçük boy iç cephe boyası seçtik, bir kutuda beyaz. Ve bir de en önemli malzeme doğal banyo süngerimizi aldık. 
Mehmet önce maviye boyadı tavanı. Sonra banyo süngeri ile bulut efektleri verdi. Ama ben ilk halini beğenemedim,bunun gölgeleri  olmalı dedim aradık taradık ne yapalım nasıl yapalım dedik ve sonra ben gidip bir kutu Cadence sıcak beyaz akrilik boya aldım. Birde hangi akla hizmet bilmiyorum ama koyu gri . Yağmur bulutu gibi oldu resmen hatta daha kötü .Mehmet düzeltmek isterken delirince ben yapmaya karar verdim . Yok anacım ya ne zor işmiş valla Michelangelo'ya hayranlığım kat kat arttı.Çok zor boynun devamlı yukarıda merdiven tepesinde tavana bulut yapmak ama Mehmet halletti sağ olsun ... 
Bulutlar ya ada mavi gökyüzü odayı o kadar aydınlık yaptı ki bütün eve yapsak mı diye düşündük...
Lambayı ben yapmıştım merak edenler için...




Odamızda hazır alınanlar sadece dolabımız ve yatağımız oldu. Daha en başından beri beyaz ya da kemik olsun istedim. Kibar, zarif... Hem öyle iki üç yıllık olmasın dedik hem de ben nasıl olsa o odayı doldururum ıvır zıvırla sade olsun boğmasın dedik. Öyle aylar öncesinden de gidip bakmadık doğuma iki hafta gibi bir süre varken aldık .Çanakkale'de bir mobilya mağazasından aldık. (Meltem mobilya nın ürünü). Çok severek aldık ve hala çok severek kullanıyorum, içi led ışıklı afilli mafilli yani ...  ( bu arada benim bu kadar kıyafetim yoktur, ama anne , anneanne ve babaanne dikince, devamlı birileri hediye getirince dolaplar dolup taşıyor).Büyüyen yataklar  bana hiç estetik gelmediği için böyle geniş bir beşik yatak tercih ettik. 5. ayımızdan beri kullanıyoruz yani gördüğüm kadarı ile Buse'de pek memnun...


   Kuzulu yastığı anneannemiz  yaptı, benim küçülen bir pijamamdı kendisi....


    Yatağımızın başucundaki Tilda'yı her zaman harika işler çıkaran tatlı Rabia'cım yaptı.


   Tabloyu ben yapmıştım....:)



 Kırmızıyı karı koca çok seviyoruz sanırım sırf bu yüzden evin her odasında illa bir kırmızı koyuyoruz. Bu ferrari kırmızısı şifonyeri de Mehmet tasarlayıp yaptı. Boyasında araba boyası kullandık(boyama işini sanayide usta yaptı tabii) .Kulpları çebi'den aldık.



Üst rafı de monte ve bu şekilde bölmeli . Haliyle çok kullanışlı oldu.


  Oyuncak kutumuzda daha önce kamyon zinciri taşınıyormuş. Çok bir şey yapmak istemedik. kulp olarak kullandığımız ipi yeniledik ve dört köşesine tekerlek taktık. Ayrıntı isteyen varsa burada


  Bu kısım en sevdiğim köşesi odanın. Kitapsız bir hayat düşünemiyorum.
 Bu kısım benim isteklerim doğrultusunda Mehmet tarafından tasarlandı ve tanıdığım en iyi insanlardan biri ,işini harika yapan bir ustanın elinde oluşturuldu. Tabii yine Mehmet büyük kısmında yardım etti. Kitaplığın olduğu yerde daha önce balkon kapısı be uzantısı cam vardı. Balkonu içeri alınca kapıyı söküp attık ve iyice çıplak kalan petek vs. yi bu şekilde kapattık...





 Dediğim gibi her yer dolu, bide bu odaya cici bicili barbili marbili bir dolap gelirse odaya girilmez yeminlen ...


   Koltuk, takımımındı... Alırken bu kadar büyük gelmemişti gözümüze geldiği günden beri hiç bir yerlere doğru dürüst sığamadı. Meğer burasıymış yeri...

     
                  Dünyaya , yeni evine geleli sadece 3 gün olmuştu bu ayak izini alırken ben...


 Pinterest'te görüp bayıldığım bu fikri hemen yapmıştım. Balkon camının kornişi burada inanılmaz işe yaradı...



 

     Bu İkea kesinlikle evimizin her şeyi ... iyi ki var ... Olmasa naparmışız bilemiyorum...

 Buse'nin odasına taze çiçek aranjmanları yapıp koymayı çok seviyorum....Mevsimin en tatlı çiçekleri sanki bu odada daha bir güzeller...


  Ayyy yine mehmet tasarımı bişiyler... Lamba anahtarı kendisi şöyle ki...



   Sandalyenin benim için yeri çok ayrı... Annem ve babamın evlendiklerinde evlerine aldıkları ilk mobilya ... O zaman böyle bolluk yok tabiiiii, çalışıp yavaş yavaş alıyorsun( annem olsa kesin bu cümleyi kurardı)...
   Bu puf en keyif alarak yenilediğim şeydi sanırım ...Puf...



 Ve işte bir kez daha iyi ki yapmışız dediğim masamız... Mehmet kesti , böldü, birleştirdi ve bende boyadım...Onun burada severek oturduğunu görmek... ayyy Buse  karnımdayken  onu boyadığım günü hatırladım... Zaman ne kadar çabuk geçiyor.
  İşte bu geçen zamanlarımız umarım hep bir şeyler üreterek ve mutlu olarak geçer, hepimiz için ....




Paylaş

13 Kasım 2013 Çarşamba

Tilda Buse


     Güzel bir günde annemin kucağında mutlu bir şekilde gezinirken bir anda kendimi kırmızı koltukta buldum... Neler oluyor demeye kalmadan annem ' senin için bir hediyem var ' dedi...

  
  Ve kucağıma üzerinde adımın yazılı olduğu özenli hazırlanmış bir kutu bıraktı....



  Bende bir şaşkınlık , bir heyecan....


  Annemin yüzüne bakıyorum ne bu diye , bir iki cilve yapıyorum belki bir ip ucu verir diye ama çok ketum bu konuda hiç bir şey söylemiyor ... Bir iki tahminim var , ayyy aklımdan geçen şey mi ki diyorum; süte ulaşmamı sağlayan yeni ve yedek bişiler mi ki ?



   Bak söylemiyorsan açıyorum .... Bak açıyorum.... Açmak üzereyim ... Aaaaaçççççççtttttt
 (Allah'ım lütfen meme olsun , lütfen lütfen lütfen )

  
                       TTTTTTIIIIIIIIIIIIIIIIIIMMMMMMmmmmmmmmmmmmm.... hııımmmm


   Açtımmm da bu bu bu      ???????


Bu benim düşündüğüm şey değil iyi ama o zaman bu ne ???
  Bu ne diye anneme bakışı attım anladı o hemen başladı anlatmaya ( Aman Allahım bir şeyi merak etmiyeyim zaten saatlerce anlatıyor , bu da bünye be anacım ...)

    Annemin Rabia  diye blog arkadaşı varmış çok yetenekliymiş , öğretmenmiş kendisi ama hiç boş durmuyormuş ve ortaya çok güzel şeyler çıkarıyormuş. Bide çok güleç bir yüzü varmış... Annem onun ButikRabia blogunu uzun süredir takip ediyormuş. Yaptığı Tildalara hayran kalmış. Bir tanede benim olsun istemiş.


 Yani yenebilen bir şey değil dedim... 'Ama bu senin için çok güzel bir hatıra olarak kalacak , hem bu çok emek harcanarak senin için yapılmış bir bebek' dedi...

 
   Hıııımmm bi dakka , bi dakka o zaman ben bi daha alıcı gözüyle baksam ya şu kutuya ....


  Valla çok güzelmiş , eeee şu minik olan da adım mı yazıyor yoksa ... Ay bi dakka heyecanlandım .Anne öyle bakıcağına şunları kutudan alıp şöyle karşıma koysana uzaktan bir bakayım ...


 Ayyy gerçekten çok güzel bu ... Aaaa ben büyüyüp oynayabileceğim yaşa gelene kadar yatağımın baş ucunda kalsa ya ... Hem arada bakar incelerim, eminim her gün başka bir detayını fark ederim ...


 Tamam , şimdi tekrar yanıma getir , şöyle kucağıma koy bakalım ...(Offf yürümeye başlayana kadar bu annemle işimiz var desene , her şeyi ben mi söyliycem , şu yürüme işini hızlandırsam mı? )

  
Hıhh , şöyle...

 
                               Bide bi dakka , bi dakka bişi dicem...



        Ben var ya , bu Tilda'nın kanatlarını ısırır damaklarımı kaşırım arkadaş....
Paylaş