bebekli yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebekli yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Temmuz 2014 Pazartesi
Kedi Aşkı
İtiraf ediyorum kediler seviyorum sizi .O 'kimseyi takmam işime bakarım ben' hallerinizi , gözlerinizi kısarak bakmanızı sadece sizin canınız istediğinizde kendinizi sevdirmenizi ve oyun oynamanızı seviyorum.
Ve tam bir kedi sever büyütüyorum. Sizi ilk gördüğü andan beri çok seven, elindeki ekmeği bile paylaşan bir yaramaz.Size resmen aşık. Uzaklardan bir yerlerden miyav sesinizi duymak bile çok heyecanlanmasına ve mutlu olmasına yetiyor.
Çok seviyoruz sizi ama sizin için kızdığım üzüldüğüm şeyler var;
Camın kenarı oturup acıklı gözler ile dışarıyı seyreden köpekleri görünce bütün hayatının o ev içinde geçmesine , sadece belli saatlerde dışarıya çıkarılmasına üzülüyorum. Hayvan çok seviyorum deyip bir heves sizleri bakmak için evine alıp sonra 'ayy tüyü kılı çok ' 'aman çok zor uğraşamam bununla 'deyip sıkılıp sizi savunmasız , sokakta mücadele etmeyi bilmeyen halinizle sokaklara bırakanlara çok kızıyorum. Sahiplenip yuva kazandırmak yerine bir kediye 1,5 milyar verenlere ve buna prim sağlayanlara da .... 'Ama o özel bir cins' diyenlere de...Kapısının önüne 'Aman alışmasın buraya ' diye bir kap su koyamayanlara da... Ve köpeğine havlayıp onu korkutan sokak köpeğine şiddet uygulayana da
Ama sanırım en çok çocuklarının sizlere bilinçli olarak ! zarar verdiğini gördüğünde bunlara gülerek tepki verenlere 'ayy kediye ne yaptı çok şeker ', 'köpeğin kuyruğunu koparacaktı ne tatlı' diyenlere kızıyorum. Hemde çok , çok fazla kızıyorum ....
Tüm bunların yerine sizi gerçekten sevmek en güzeli ...Başınızı okşamak , 'aman mikrop kapar 'demeden bebeğimin sevmesine izin vermek, kapımın önüne bir kap su koymak sizler için yapabileceğim en iyi şeyler, şimdilik.
Belki bir gün bahçesi olan geniş bir evim olursa birinizi sahiplenebilirim. O zaman çok daha iyi bir şey yapmış olurum ...
Etiketler:
bebek
,
bebekli yaşam
,
kedi
,
kedi köpek sevgisi
,
köpek
,
sokak hayvanları
19 Haziran 2014 Perşembe
Ahh Marilyn ve Chanel No5
Hamileyken çevremdeki herkesten (en çok da annelerden) en çok duyduğum cümle ' Ayy bunlar iyi zamanların , bi doğsun hiç bir şey yapamassın , saçını bile tarayamassın' dı, bazen sadece gülümseyerek ve bazende 'bi gelsin de sağ sağlim bakalım ' diyerek cevap verdim. Bir yandan da düşündüm , karnımda taşıdığım yolda bile gördüğümüzde içimizi kıpır kıpır yapan şeker eğlenceli bir canlı değilde kesinlikle bir canavar, Alien , kesin ...
Hiç bir zaman çok ciddiye almadım bu söylenenleri çünkü bu kadar nalet , bu kadar hayattan seni soğutacak, saçını bile taratmayacak bir şeyse bu neden çok isteyerek ikinci çocuğu da yapıyorsun. Tamam kabul ediyorum çok sorumluluk gerektiren , çok yoran , çok meşakkatli bir durum bir bebek büyütmek, bir çocuk büyütmek. Ama zevkli tarafları o kadar çok ki. Ben hamileyken bu pozitif tarafları o kadar az duydum ki hiç duymadım da diyebilirim yani o derece...Bu kadar negatif düşünce ve söylenti havalarda uçuşurken arada 'yoksa gerçek olabilir mi ki ' diye kendime sorduğum oldu. En çokta kitap okumaya vaktim olur mu dedim kendi kendime . Arada gerçek olma ihtimalini düşünerek çok büyük bir korkuya kapıldığım bile oldu. Çünkü ben kitap okumadan yaşayamam. Aylarca sürünse bile illa bir kitap okumalıyım , çantamda , yatağımın başucunda illa olmalı. Eee durum böyleyken tabii ki de en korktuğum şeylerden biri buydu.
Ama hiç korktuğum gibi olmadı (anlatılan , söylenen hiç bir şey olmadı) . Kitap okumaya ara vermek şöyle dursun Buse doğduktan sonra çok daha fazla okur oldum. Emzirirken, o uyurken, gece uykudan önce devamlı okudum. Ve Buse yaramaz ve hırçın olmayan ama son derece hareketli ve anneyle oyun oynama bağımlısı bir çocuk. Devamlı dibimde olacak ... Zaten elimde kitap görmeye o kadar alıştı ki eline kendi kitaplarını verdiğim zaman sayfalarını çeviriyor ve her resimde biraz daha mutlu oluyor.
Bu kadar uzun bir giriş yapmamın en büyük sebebi ' okumaya vakit bulamıyorum ' a cevap vermek. Okumak istiyorsan kesinlikle buluyorsun. Bazen günde sadece bir sayfa bile yetiyor. ' Okumayı sevmiyorum ' ya da 'okumak istemiyorum'u en güzel kamufle şekli 'hiç vaktim yok' ... Eğer istiyorsan o vakit her zaman vardır.Facebookta bütün gün candy crash patlatıp vakti olmayanları çok iyi anlıyorum. Ama onun dışında okumak için her zaman tatlı bir beş dakika vardır....Dönemsel olarak isteksiz olanlara canı gönülden katılıyorum. Çünkü çok ağır ve sıkıcı bir kitabı bitirdikten sonra bir süre bende elime kitap almıyorum, alamıyorum...
Ve ben sanırım en çok biyografi okumayı seviyorum. En son okuduğum otobiyografi Turhan Feyizoğlu'nun kaleme aldığı ' ahh Marilyn' di. Benim için büyük hayal kırıklığı ve zaman kaybıydı bu kitap malesef. Sevemedim, öyle bir çırpıda keyif alarak bitiremedim. Otobiyografi olarak, hele de Marliyn otobiyografisi olarak kesinlikle çok yetersizdi. Googledan arattırıp her siteden ufak bir parça alıp okumuş gibiydim. daha çok mahalle gününde herkesin Marliyn hakkında bildiği bir dedikoduyu anlatması gibiydi. Ama ne olursa olsun verdiği emek için yazarına teşekkür ederim yine de okumuş olmak güzeldi...
Her okuduğun kitapta aklında kalan bir şeyler oluyor mutlaka . Ya da aslında daha önce duyduğun ama çoktan unuttuğun bir şeyler... Bu kitapta da hatırlamaktan en çok keyif aldığım kısım Marliyn 'in Chanel No:5 için sarf ettiği efsanevi cümlelerdi...
Marilyn Monroe için art deco şişeli Chanel No5 tam anlamıyla bir tutkuydu. İşte bu yüzden kendisine 'Geceleri yatakta ne giyiyorsunuz ? gecelik mi yoksa pijama mı ? ' diye soran edepsiz gazeteciye çırılçıplak yattığını söylemiş üstelediğinde de ' Geceleri üstümde hiç bir şey olmaz ; bir kaç damla Chanel No5'ten başka.Bu gerçeğin ta kendisidir' demiş.
Dünyanın en güzel kadınlarından biri olan ve benimde çok hayran olduğum Marilyn'e bu kokunun kimseye yakışmadığı kadar çok yakıştığını hayal ediyorum. Ve bazı kokular kesinlikle bir çoğumuz için mutlaka birileri ile özleşmiştir , hani annenin yıllardır kullandığı kokuyu bir yerde duyduğun zaman hissettiğin gibi işte bende Chanel No5 i ne zaman duysam aklıma Marilyn Monroe'nun bu iddialı cümleleri geliyor...
Haaa bu arada olurda kitabı okumak isteyen olursa seve seve hediye edebilirim...
Paylaş
Hiç bir zaman çok ciddiye almadım bu söylenenleri çünkü bu kadar nalet , bu kadar hayattan seni soğutacak, saçını bile taratmayacak bir şeyse bu neden çok isteyerek ikinci çocuğu da yapıyorsun. Tamam kabul ediyorum çok sorumluluk gerektiren , çok yoran , çok meşakkatli bir durum bir bebek büyütmek, bir çocuk büyütmek. Ama zevkli tarafları o kadar çok ki. Ben hamileyken bu pozitif tarafları o kadar az duydum ki hiç duymadım da diyebilirim yani o derece...Bu kadar negatif düşünce ve söylenti havalarda uçuşurken arada 'yoksa gerçek olabilir mi ki ' diye kendime sorduğum oldu. En çokta kitap okumaya vaktim olur mu dedim kendi kendime . Arada gerçek olma ihtimalini düşünerek çok büyük bir korkuya kapıldığım bile oldu. Çünkü ben kitap okumadan yaşayamam. Aylarca sürünse bile illa bir kitap okumalıyım , çantamda , yatağımın başucunda illa olmalı. Eee durum böyleyken tabii ki de en korktuğum şeylerden biri buydu.
Ama hiç korktuğum gibi olmadı (anlatılan , söylenen hiç bir şey olmadı) . Kitap okumaya ara vermek şöyle dursun Buse doğduktan sonra çok daha fazla okur oldum. Emzirirken, o uyurken, gece uykudan önce devamlı okudum. Ve Buse yaramaz ve hırçın olmayan ama son derece hareketli ve anneyle oyun oynama bağımlısı bir çocuk. Devamlı dibimde olacak ... Zaten elimde kitap görmeye o kadar alıştı ki eline kendi kitaplarını verdiğim zaman sayfalarını çeviriyor ve her resimde biraz daha mutlu oluyor.
Bu kadar uzun bir giriş yapmamın en büyük sebebi ' okumaya vakit bulamıyorum ' a cevap vermek. Okumak istiyorsan kesinlikle buluyorsun. Bazen günde sadece bir sayfa bile yetiyor. ' Okumayı sevmiyorum ' ya da 'okumak istemiyorum'u en güzel kamufle şekli 'hiç vaktim yok' ... Eğer istiyorsan o vakit her zaman vardır.Facebookta bütün gün candy crash patlatıp vakti olmayanları çok iyi anlıyorum. Ama onun dışında okumak için her zaman tatlı bir beş dakika vardır....Dönemsel olarak isteksiz olanlara canı gönülden katılıyorum. Çünkü çok ağır ve sıkıcı bir kitabı bitirdikten sonra bir süre bende elime kitap almıyorum, alamıyorum...
Ve ben sanırım en çok biyografi okumayı seviyorum. En son okuduğum otobiyografi Turhan Feyizoğlu'nun kaleme aldığı ' ahh Marilyn' di. Benim için büyük hayal kırıklığı ve zaman kaybıydı bu kitap malesef. Sevemedim, öyle bir çırpıda keyif alarak bitiremedim. Otobiyografi olarak, hele de Marliyn otobiyografisi olarak kesinlikle çok yetersizdi. Googledan arattırıp her siteden ufak bir parça alıp okumuş gibiydim. daha çok mahalle gününde herkesin Marliyn hakkında bildiği bir dedikoduyu anlatması gibiydi. Ama ne olursa olsun verdiği emek için yazarına teşekkür ederim yine de okumuş olmak güzeldi...
Her okuduğun kitapta aklında kalan bir şeyler oluyor mutlaka . Ya da aslında daha önce duyduğun ama çoktan unuttuğun bir şeyler... Bu kitapta da hatırlamaktan en çok keyif aldığım kısım Marliyn 'in Chanel No:5 için sarf ettiği efsanevi cümlelerdi...
Dünyanın en güzel kadınlarından biri olan ve benimde çok hayran olduğum Marilyn'e bu kokunun kimseye yakışmadığı kadar çok yakıştığını hayal ediyorum. Ve bazı kokular kesinlikle bir çoğumuz için mutlaka birileri ile özleşmiştir , hani annenin yıllardır kullandığı kokuyu bir yerde duyduğun zaman hissettiğin gibi işte bende Chanel No5 i ne zaman duysam aklıma Marilyn Monroe'nun bu iddialı cümleleri geliyor...
Haaa bu arada olurda kitabı okumak isteyen olursa seve seve hediye edebilirim...
Etiketler:
bebekli yaşam
,
chanel No5
,
coco chanel
,
marilyn monroe
,
otobiyografi
,
ozan yayıncılık
,
parfüm
,
turhan feyizoğlu
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)


